DEVLETİN DERİNLİKLERİNDE...

Ellere dikkat...

Takip edenler bilir. Encümen-i Daniş adlı bir grubun olduğunu, bunların 15 günde bir Moda Deniz Klübünde toplandığını, hazırladıkları raporları, devletin çeşitli kurumlarına verdiklerini...

Üye sayısı 30 ila 40 arasında değişiyor. Türkiye'nin üst düzey görevler yapmış asker ve sivilleri oluşturuyor kurulu.

Birkaç yıl öncesine kadar olan üyeler: Necmettin Karaduman (TBMM eski Başkanı), emekli Oramiral Bülent Ulusu (Eski Başbakan), emekli Orgeneraller; İsmail Hakkı Karadayı, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Necdet Üruğ, Aytaç Yalman, Atilla Ateş, Ahmet Çörekçi, Şener Eruygur, Necdet Öztorun, Nahit Özgür, İbrahim Şenocak, Necdet Timur, Süreyya Yüksel. Emekli Oramiral İrfan Tınaz. Emekli Büyükelçiler; Oğuz Gökmen, Temel İskit, Oktay İşcen, Yıldırım Keskin, Sönmez Köksal, Özdem Samberk, Fahir Alaçam. Eski bakanlar; Cahit Aral, Mustafa Aysan, Fethi Çelikbaş, Orhan Dikmen, İlhan Evliyaoğlu, Emre Gönensay, Safa Reisoğlu, Hasan Sağlam, Murat Sökmenoğlu, İlter Türkmen. Prof. Dr. Şener Akyol (Eski milletvekili).

İlk olarak 1850'lerde Osmanlı'da sadrazama danışmanlık için kurulan ve Cumhuriyet döneminde dağılan Encümen-i Daniş, 1940'ların sonunda yeniden canlandı ve bugüne kadar geldi. Topluluğun şimdiki başkanı, en yaşlı üye sıfatıyla, Özal döneminin TBMM Başkanı Necmettin Karaduman.

Encümen-i Daniş başkanı Necmettin Karaduman kurulu şöyle tanımlıyor:
"Mazisi 1940'ların sonuna uzanan, 60 yıllık bir düşünce kuruluşu. 15 günde bir Moda Kulübü'nde toplanır, memleket meselelerini görüşürüz. Toplantılar basına kapalı. Ne konuştuk, ne kararlar verdik, duyurmayız çünkü politikanın içinde fazla gözükmek istemeyiz. Ama çok önemli gördüğümüz meseleleri, rapor halinde BAŞBAKANA, CUMHURBAŞKANINA ve MECLİS BAŞKANINA göndeririz. İçimizde siyaset adamları, eski büyükelçiler, eski genelkurmay başkanları var.”

Kurul'un rapor hazırladığını ve bu raporları ilgili kurumlara ulaştırdıklarını Karaduman şöyle açıklıyor: "30 üyenin içinde konunun uzmanı kimse onu görevlendiririz ve raporu hazırlar. Arkadaşlarımızın elinin altında arşivler, dokümanlar, internet var. Rapor hazırlanıyor, Encümen-i Daniş'e geliyor, görüşülüyor, bütün üyeler imzaladıktan sonra da başbakan, cumhurbaşkanı ve TBMM başkanına gönderiliyor. Bazen de konuyla daha ilgili olduğunu düşündüğümüz tek bir makama gönderiyoruz."

YENİ AKTÜEL dergisi'nde 8 Mayıs 2008 tarihinde yapılan röportajda Karaduman Encümen-i Daniş'İ anlatırken başka detaylara da değiniyor.

Röportajta birkaç soruya verilen cevaplar şöyle:

- Topluluğun üzerinde çalıştığı yeni raporlar var mı?

“Yok. Bir, iki sene önce Ermeni meselesi üzerine bir rapor hazırladık, cumhurbaşkanına ve Meclis başkanına gönderdik. Bir, iki senedir de kimseye rapor göndermedik.”

- Neden? Memlekette önemli gelişmeler olmuyor mu?

“Rapor hazırlamamızı gerektirecek düzeyde gelişmeler yok henüz. Çok önemli bir durum olmalı. Encümen-i Daniş bir rapor hazırlarsa, herkes o konuda artık bir şeyler yapılması gerektiğini bilir."

ERGENEKON VE BALYOZ'DA ENCÜMEN-İ DANİŞ GÖLGESİ
Derin devlet tanımı bir süredir. Herkesin jargonuna yerleşmiş olmakla beraber tam tanımı yapılabilmiş değil. Açıklanamayan ve aydınlatılamayan olaylara atfedilen derin devlet kavramının içini kim nasıl doldurursa, hangi kalıba sokulursa, o şekli alıyor.

Encümen-i Daniş'in Derin Devlet yerine DEVLETİN DERİNLİKLERİNDE bir kurum olduğunu söylemek doğru tanımlama adına, doğru bir yolda ilerlemek olabilir.

Ergenekon ve Balyoz'la askeri vesayetin bittiğini, derin devletin sükut-u hayale uğradığını söyleyenler siyasi ve politik söylemden öteye gitmediklerini aslında kendileri de çok iyi bilmektedir.

Yukarıda Necmettin Karaduman'ın uzun bir süreden beri yeni bir rapor hazırlamadıklarını, Türkiye'de bir rapor hazırlanmasını gerektirecek büyük ve önemli bir olay olmadığını söylemesinden nasıl bir anlam çıkarmalıyız.

Röportajın yapıldığı 2008 yılında ülke ERGENEKON'a kilitlenmişti. Tarihin en büyük operasyonlarından ve siyasi davalarından biri olan Ergenekon'a, Encümen-i Daniş'in yok gözüyle bakmasını nasıl değerlendirmeliyiz?

Üyelerinin neredeyse yarısını emekli generallerin ve genelkurmay başkanlarının oluşturduğu kurulun Ergenekon Operasyonunu pas geçmeleri imkansızdır. Peki bununla ilgili devlete bir rapor da sunmadıklarına göre... Burada hemen BALYOZ davasına atlayacağım. Zira Balyoz'da da Encümen-i Daniş'in, 300'den fazla TSK mensubu emekli veya muvazzaf askerin tutuklanmasından sonra devlete bir rapor sunmadığını çeşitli kaynaklardan öğrenmiştim.

Başbakanın danışmanı Yalçın Akdoğan'ın “Orduya kumpas kuruldu” açıklamalarından önce gerçekten kumpas kurulduysa, Encümen-i Daniş'in refleksle harekete geçmesi gerekmez miydi? Neden kılını kıpırdatmadı. Kurul üyelerinden Balyoz'a konu olan olayların yaşandığı dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Aytaç Yalman'ın Balyoz hakkında yaptığı açıklama ise kafaları daha da karıştırmıştı hatırlayalım: “...Seminerin icrası ile ilgili görüşlerime gelince, yazılı ve görsel basından izlediğim kadarı ile bu seminer emre aykırı olarak yapılan, muaşeret kurallarına uymayan, amacını ve haddini aşan bir kahramanlık gösterisinden başka bir şey değildir.”

ERGENEKON'da da benzer bir durum yaşanmıştı. Daha 2001 yılında Mehmet Eymür, Ergenekon'un içinden ayrılan ve aykırı harekete eden bir grubun olduğunu bunların Doğu Perinçek'le yeni bir oluşum içine girdiklerini söylemiş. Gerçek Ergenekon'un bu duruma nasıl tepki vereceğini merak ettiğini belirtmişti. Sonuç malum. Birkaç yıl sonra operasyonlar ard arda gelmişti.

Hülasa: Bu kısa hatırlatmalardan sonra Devletin Derinliklerinde her zaman resmi veya gayir resmi kuruluşların bulunacağı bunların, devlet nizamı ve devlet dinamiklerini ayakat tutmak için faaliyet sürdüreceğini ve varlıklarını her daim devam ettireceklerini, zamanı gelince de kendi mensuplarını cezalandıracaklarını söylemekte bir behis olmasa gerek. Encümen-i Daniş gibi daha 8 adı sanı duyulmamış kurul olduğunu da belirtmek gerek.


Popüler Yayınlar